16 Mayıs 2012 Çarşamba

KEŞKE SÜT ANNE OLABİLSEYDİM ....


bugün tesadüfen nurti annelerinden duydum gülben ergen'in programında ''anne sütü'' konuydu ve nurtiden de
 bazı anneler vardı.daha evvel projeyi duyduğum için aşinaydı kulağım ...
birde denk düşünce izlemek istedim...
bu projeye önderlik eden bir anne var,''MARKAANNE''...
tam olarak anlamı anne sütü olmayanlar,olanları bulsun...
düşünün ki bebeğinize fazla gelen sütünüz var sizi rahatsız etmesin diye de sağıyorsunuz hatda saklıyorsunuz,peki bebeğinizin karnı doyduktan sonra geriye kalan bu fazla sütü neden bir başka bebek emmesin.
anne sütü alamayan  o kadar cok bebek var ki,ben isterdim ki süt verdiğim dönemde duyayım bunu,isterdim ki süt anne olayım,kuzey'ın bir sürü süt kardeşi olsun.
aslında çok istedim biliyor musunuz?
kuzey emmeyi redettiği dönemde cok zor atlatılması cok güç bir dönemden geçtim ben...
darmaduman oldum,toparlanmam baya zaman aldı.
çok fazla sütüm vardı ama kuzey kendi isteği ile emmeyi bıraktı,süt dolu göğüsler çatlamak üzereydi artık,hatda sağarken ağlıyordum canım yanıyordu,sağamıyordum,en sonunda sol kolumu hareket ettiremez hala geldim,sağamadığım sütlerden dolayı bir gece ateşlendim ve kendimi doktorda buldum,makina ile sağma işlemi yapılırken çok istedim hastanede bir bebek olsun ve emzireyim ama kime gidip odasının kapısı çalınıp kusura bakmayın ama anne sütüm çok fazla mümkünse bebeğinizinde ihtiyacı varsa emzirebilirmiyim denirmiydi? ya o annenin tepkisi nasıl olurdu,kendisi istemeden sorulmazdı bu soru.
tam üç ay kendi kendime sağdım ve bu sütlerden yoğurt yaptım yınede yemedi oğlum,biberon zaten almıyordu,her şekli denedim ama içiremedim.
üç ayın sonunda artık bezmiştim ne yaparsam yapayım asla azalmıyordu sütler ve çevremde emzirebileceğim bir bebekte yoktu ne yazık ki...
ben de doktor kontrolü ile sütü kesmeyı denedim zaten o sancılı donemlerde bir göğsüm mastit olmuştu bile.
bugun programı izlediğimde içim burkuldu keşke dedim keşke...
şimdi eğer sizlerde süt anne olmak isterseniz yada bebeğim anne sütü alsın derseniz markaannenin sitesini ziyaret edin orada ki formu doldurun ve bir bebeğe sütünüzü verin yada bir anneden anne sütü alın.
bu gönül bağı tartışılmaz muazzam bir köprü...
emeği geçen herkesi gercekten can-ı gönulden ayakta alkışlıyorum ve sonuna kadar destekliyorum.
ULAŞMAK İÇİN TIK TIK

25 AY SONUNDA

ben bugün bir karar aldım kendimce...
önce gittim uzun zamandır aklımda olan kitabı okumaya başlamaya karar verdim...
bundan kelli kendim için bir şeyler yapacaktım,kararlıydım ...
acayip bir durum anlatamam kitapçıdan içeriye girdim ve ben dağıldım .hangisini aldım ,içimde bir heves var hepsini alsam okusam diyorum.ama ben ''aşk'' romanını merak ediyordum ilk önce bu dedim kararla.
şimdi bu postu yazdıktan sonra kuzey de hazır uyumuşken ben tam 25 ay sonunda ilk kez bir kitabın sayfasını açıyor olucam çok mutluyum ve sabırsızlık ediyorum:)
haaaa bugün kitap okuma dışında aldığım bazı kararlarda var kendimle ilgili hepsi,ben soluksuz yaşadım iki sene...etrafıma bakmadan,kafamı pencereden uzatmadan,yeni çıkan kitapları son çekilen klipleri takip etmeden.kendimce bir film alıp hadi izlesem demeden.
en sevdiğim şarkıcıların son cd'lerini bile bilmiyorum,kim neyi sölüyor deseler ben ancak dandini dandini dastana diyebilirim o derece anne modundayım anlatamam..

kuzey bensiz durmuyor diye onu bırakıp eşimle iki saatliğine sinemaya gitmemiş bir insanım ben,yeter ki bensiz olmasın ,aman ağlamasın ,ya sonra vicdan azabı çekersem ya anne diye ağlarda iki saat susmazsa eee nerede kaldı o filmin keyifi dedim gitmedim.eşime hep sen git,sen yap,ben evde kalırım,aman kuzeyın dişi,aman kuzeyın uyku saati,aman ben gelmesemde olur sen eğleniyorsun ya dedim hep bir bahane hep...
ama farkında olmadan bir bunalımın eşiğinden kendi kendime konfetiler saçtırdım ben ...alkış kıyamet bir depresyon modları,hoppppp ne oluyor dememle sarsıldım bugün kitapçıda.
kuzey rahat durmadı baktırmadı hemen eline onu oyalayacak bir şey verdim ve doyasıya olmasada bakındım aldım ve çıktım.
sözüm sözdür ey blog bu akşamdan sonra kuzey'in en sevdiği kişilerle belirli saatleri geçirmesine olanak sağlanacak,kimseyi ama kimseyi olumsuz sözler söleyen aaaa sen annesin ne işin var orada otur evinde ,en büyük mutluluk sana evladın bırak kızım böyle dışarıda olmaları falan demelerinide duymuycam.
evet konuşsunlar,sölesinler ne derlerse desinler.
bunu bana yapan en yakınım babam...kuzey'i bir saat bırakamam anneme kadını yer bitirir,nerede kaldı bu kız bak bak keyif mi yapıyor çocuk da huysuzlandı şimdi,ara hemen gelsin,olmaz bu iş böle konuş bir daha bırakmasın,durmuyor,oturmuyor,yemiyor annesi yok diye yapıyor diyormuş,kadın da otomatikman bana diyor ki bırakma çocuğunu.
hayır bırakıcam sizde onun buyukannesi ve buyukbabasısınız onunla vakit geçirin,ısının ,alışın birbirinize.ve en önemlisi bana olanak sağlayın sizler bugunler için varsınız.yolumu açmak bana destek olmak ,yükümü biraz da olsa hafifletmek için.
aldığım bir karar da şu evet eşimlede çıkmalıyız ,yalnız olmalıyız ama benim kendi arkadaş çevremlede biraz vakit geçirmem gerekli.
ruhum özledi,biraz müzik,biraz sohbet biraz ucundan yakalamak hayatı çok şey mi istiyorum ki ben.
ben iki senedir kendimce bir şey yapmadım.aldığım kiloları bile oğlum için dedim,o sağolsun dedim,elbet gider dedim.arkamdan konuşan beni etkileyen,acaba ikincimi geliyor diye kiloma laf eden herkesi karşıma aldım ama yok bundan sonra ilk önce kendim için zayıflıycam.bakalım bir hafta oldu az olsun ama temiz olsun diyorum.
düşünüyorum da bu kararlarımın etkili olmasında kuzeyın büyümesinin çok etkisi var,evet artık iki yaşında,artık bensiz 2- 3 saat geçirebilir,buna alışabilir.
bebek değil,acıktığını,susadığını,hangi oyuncakla oynamak istediğini,birisinin ona nasıl davranmasını istediğini konuşamasada bir şekilde anlatıyor.
sanırım bu bu deneme süreci ikimiz için de faydalı olacak...
ikimizde birbirimizde bağımsız olacağız.
şimdi ben kitabımı okumaya giderim sizlerede kocaman sevgiler sunarım:)))

10 Mayıs 2012 Perşembe

25 AYLIK KUZU

 canım oğlum benim, iki yaş sendromumun getirmiş olduğu bir olgunluk evresinde sanırım.artık benden bağımsız ama bir o kadar da kanguru misali yaşamaya başladık.eğer ki canı isterse kendi kendine oyun kurabilecek kadar abi,ama canı istemezse sütünü bile kucağımda tek kolumla tutarak bana çin işkencesi eşliğinde yaptıran kundak bebesi:))
aktivite alanlarında eğer bende varsam ve alanda ki diğer çocuklar ona müdahale etmezlerse gayet guzel işler çıkarıyor.
ama farzı misal alanda bır cocuk kuzeyın yanına geldi,onunla oyun kurmaya calıstı veya sarılmak ,dokunmak ,ten teması kurmak istedi işte o zaman olan oluyor ipler kopuyor,bizim ki ya karsısında kine tepki veriyor,yada kendini yere kapaklıyor yada cıkalım buradan diye tutduruyor,mümkün mertebe bende sorun cıkarmadan onun eğlenmesini ve keyıf almasını sağlamaya cabalıyorum.eminim ki buda bir surec kendi kendine çok üzerine gitmeden atlatacak diye umut ediyorum...

ilgisini hala çok sabit bir yerde tutamıyorum.herseyden cok cabuk sıkılan bir yapısı var ne yazık ki bu kötü huyunu benden almış işte.
boya kalemlerini seviyoruz,bana bebek yap diyor ,çöp adam çiziyoruz falan sonra kendisi cıvıtıyor ve karalıyor hepsi bu kadar...mesela fotoda görüldüğü gibi kağıda çizmekten vazgecip kutusunu boyama çabaları içinde işte...aslında o boya yapmasın ama kalemleri yerlerine dizsin ,sonra tekrar bozsun daha cok keyıf alır...

son zamanlarda gıda alımında ve dengeli beslenmesinde de bayaca zorluklar yasıyorum.bazı zamanlar oluyor ki ağzına lokma koymuyor,tüm gun ayranla geciştirip elinde salatalık yada elma kemirebiliyor.o minicik parmakları sürekli ağzında hemde en dibine sokarcasına itiyor bellki zor bir dönem geciriyor kuzum,azılarını çıkarmak üzerine ama düzenli beslenmiyor diye cok üzülüyorum evvelinde öyle güzeldiki menülerini tam bitirirdi iştahlıydı ama şimdi öle bir an geliyor ben ayran içtiğine bile seviniyorum boğazından bir sey gectı midesine en azından diyorum.ve bazen öle anlar geliyor ki böle şırınga ile ağzına versem vericem yani,öle zorlanıyorum.
uykularımız son zamanlarda eskiye nazaran daha da düzeldi cok şükür,bizim de kendi çapımızda düzensizlik içinde de olsa bir düzenimiz var artık.gece sütünü istediği vakit bil ki uykusu gelmiş,sütünü içer nennisine sarılır ve yatakda bir kaç dönme dolanma pozisyonundan sonra kendi kendisine uykuya dalar,ayakta sallanması falan cok zaruri durumlar için gecerli.
gezme dolaşma durumumuza gelirsek eğer,bilirsiniz ki kuzey 4 aylıktan bu yana duzenli iki oyun grubunda yer alıyor,aktıf olarak katılıyor ben asla onu hıc bır yerden esirgemiyorum.ana -oğul artık yollardayız ve daha cok keyıf alıyoruz herseyden.tek bir sorunumuz otobus ve mınıbuse baston pusetımız ile binerken yasadığımız tasıma zorluğu.biraz yardımsever,biraz sorumluluk sahibi insanlarımız karsımıza cıkarsa oh ne ala...
yoksa işimiz zor çocukla bu ayrı bir post konusu bile olabilir,yollarda bizi bekleyen zorluklar cok fazla zira bebeinle evde otur ne işin var gezmede diyen insanlarımızı bile gördüm.elimde puset var diye kapısını acmayan minibüs şoföründen tutda ,ayakta kalıp 35 dk.cocukla gıtmek zorunda kaldığım otobusude gordum.
herneyse ,evimizde işimi yapma ,yemek yapma konusunda artık elime eteğime yapışan bir ufaklık yok,o an ki durumuna bağlı olarak sebze kurutucusuna mandal koyup saatlerde oynarken ben yapmam gerekeni yapıyorum bile.onun büyüyor olması hayatımızı kolaylaştırıyor ve sevgili blogger anneler ben hep üç yasına geleceği zamanın hayalini kuruyorum öle cok övüyorlar ki cok yaşanısı bir dönemmiş:DDD
SEVGİLER

30 Nisan 2012 Pazartesi

ANNELER GÜNÜ YARIŞMASI

Sevgili blogger anneler;
nurturianın düzenlemiş olduğu anneler günü fotoğraf yarısmasına katıldık kuzi paşa ile...
yarısmak harika en çok da heyecan duymak ve beklemek:)
bize destek vermek isterseniz eğer cok mutlu oluruz.
her zaman yanımızda olduğunuzu biliyoruz. sevgiyle kalın...
TIK TIK :))))

BİZ
OZGEKUZEY:)

4 Nisan 2012 Çarşamba

KUZEY İKİ YAŞINDA

veeeeee sonunda benim paşam iki yaşına bastı...
iki nisan 2010/ iki nisan 2012...koskoca gecen 24 ay...
gectığimiz pazar gunu kalabalık bir şekilde iki yaşımızı kutladık,herkes vardı...
öle güzel oldu ki...
gelenler mutlu ve memnun ayrıldı ,gelemeyenler ise hayıflandı ve keşke orada olsaydık dedi...
ben üç gün evvelin den hummalı ve bol stresli bir serüvene başladım ,bu sefer evde olacaktı hersey ...
menü belliyidi,ama ya ytişmezse yada güzel olmazsa diye bir cok endişe gizliydi kafamda...
kuzeyımın iki yaş temalı kurabiyelerini ben hazırladım,şekerlemeler ve sopalı kurabıyeler cok beğenildi cocuklar tarafından,ilgi en çok onların üzerindeydi...
yalnızca seker hamuru beni delirtti,ne yaptıysam ne ettiysem beceremedım yalnız netde okuduğum gıbı pudra sekeri ile değil nişasta ile açılması gerekiyormus onunda azizliğine uğradım tabi...
son anda pastanın pelteleşmesi,akması falan beni baya üzdü...acemi şansı diyelim...
ama emin olun hanımlar evde yapılan doğum günü kat ve kat daha masraflı...
kuzey için iki yaş bir dönüm noktası oldu,bıcır bıcır konuşmaya çalışmalar taklit etmeler,her söleneni sölemeye çalışmalar falan ...
hali ve hareketleri ben büyüdüm dercesine kendini belli ediyor...
doğum gunumuzden bir kare ile şimdilik bu kadar diyorum ...
biliyorum ki cok yazamaz oldum...
sevgiler:)

24 Şubat 2012 Cuma

GÖÇEBELİK RUHUMUZA İŞLEMİŞ

uzunca bir zamandır annemdeyım,yine herzaman ki gıbı aslında,cok değişik bir sey değil bu beni tanıyanlar için.
kuzey'in hastalığının bahanesine sığınarak ve evinde sobalı oluşu düşünülerek ben bayadır buradayım...
hadi bana söleyin hiç mi evini özlemiyorsun diyin,hiç mi aramıyorsu,nasıl rahat ediyorsun diyin...
böyle evlilik hayatımı olur,anne evinden çıkınca bir daha gitsende rahat edemezsiniz diye muhabbetler açın bana,ama yaşamayan bilemez işte,herkesin kendine göre binbir çeşit derdi vardır mutlaka banada bu dert işte.
anlatsam kimse anlamaz zaten zamanı geliyor ben bile anlam veremıyorum...
biliyormusunuz gecen sene subat ayında yazdığım göçebe adlı yazımı okudum,hayatımda değişen hiç bir sey olmamış ne yazık bana.
göçebelik ruhumuza işlemiş diyorum ben ...
benim hep çantam hazırdır ,hep gidecek bir kapım ,kalacak bir yerim vardır...
benim hiç evim olmadı ...evimi özlerim ben ,düzenimi ararım diyen arkadaşlarıma gıpta ile bakıyorum...nasıl bir sey acaba???
benim doğam altı yıldır hiç alışık değil düzene...benden doğanda alışık değil işte,bazen kızıyorum ya ben bu cocuğa uyumuyor ,uykusu düzensiz,yemesi-içmesi düzensiz...
belli başlı alışkanlıkları yok,nasıl disiplin edebilirim acaba diyorum ya...
bence bunların hepsinin tek sorumlusu benım kendime ait bir düzenimin olmayışı,binbir hevesle yaptığım çocuk odası evde çürümeye mahkum edildi,emek verip karnım burnumda gezerek aldığım duvar kağıtları tek tek düştü,koli bandı ile tutduruldu...kuzey odasında daha bir kez bile uyumadı 24 saat...
benim yıllar evvel aldığım yemek odasının masası sizlere ömür oysa bir kere bile uzerınde yemek yemedik biz.
gecenlerde bir dokundum üç bacağı elimde kaldı,sevmiyorum o evi,sevmiyorum o cehennemi...
gecenlerde birisi sordu takıntı boyutuna getirdiğiniz bir düşünceniz ,isteğiniz var mı dedi...
var ne yazık ki var...
takıntı mı dersiniz ,saplantımı dersiniz siz koyun adını,kendimi bağdaştıramadığım bir kafesin içine soktuğum için depresyon tedavileri ilaçlar kullanılmış derecede bir baskın düşünce bu beynimde yer eden...
o evi değiştirmem gerekli ama tek başıma elimden gelen bir çözüm yok...
o kadar cok dile getiriyorum  ki artık koca kişisi bile umursamıyor beni,bir gün vazgeçicem ve artık sölemiycem diyor...
bir arada yaşamaktan nefret ediyorum,sadece yaşamış olmuş olmak için yaşamaktan...
bu yaşamak değil ki...
siz olsanız sevmediğiniz,mutlu olmadığınız,her gün ağladığınız nefret ettiğiniz bir dört duvar arasında yaşarken kendinize ve ailenize en önemlisi sizden ilgi bekleyen daha iki yaşında ki bebeğinize ne kadar verimli olabilirsiniz.???
bu yuzden kaçıyorum ,bu yüzden ben böyle göçebeyim işte...
bu yüzden rahat bir yatak daima batar bana,buyüzden kuzey beşikte uyumaz koltuk dururken...
düzenli bir hayatım olsun isterdim bende oysa her kadın gibi ,her anne gibi...
mutfağımda şarkılar mırıldanarak yemekler yapmak isterdim,sahiplenmek isterdim benim tabağım,tencerem,dolabım ,halım,yatağım diye...
benimde misafirlerim ve komşularım olsaydı ne olurdu acaba... kendimi hep eksik hayatlarda tamamladım,varolmayan düşler kurdum durdum...
içimde kapanmayacak bir yara biliyorum...
ve kendi kendime söz veriyorum burada,gecen subat yazmıştım uzerınden bir kış geçti yine yazıyorum ama gelecek kış bunu yazmıycam...
ne pahasına olursa olsun,cok canımı yaksada,yaramı kanatsada,yapamam ,desemde olacak...
kendim için oğlum için onu daha sağlıklı büyütmek için yapmak zorundayım...
artık sürekli gezer modda olmak istemiyorum anneme ıkı ıc saat misafir gibi gelip gitmek istiyorum...
hayatımda değişmesi asla yasaklanmış kurallarımı siliyorum artık...
bu zamana kadar benı sevmediğim bir hayatı yaşamaya mahkum edenleri ise Allaha havale ediyorum...isterdim ki hep güzel seyler yazayım ama hayat kadar gercek işte yaşadıklarımız...
insanız ve yaşıyoruz...

8 Şubat 2012 Çarşamba

DİSİPLİN

uzun zamandır aklım da yazmak istiyorum ama bir türlü denk gelmiyor işte...
biliyorsunuz ki bizim evde 2 yaşında bir bebe var,henüz sendromlar içinde olan ve bir şeyleri tam olarak tamamlayamamış bir bebe bu...hiperaktif,yerinde durmaz,konuşmaya başlamadığı için derdini anlatamayan en cokda buna kendince sinirlenen bir bebe bu...
bizi çok zorluyor...
benım en çok zorlandığım nokta disiplin konusu... eğer ki şimdi bir seyleri ona anlatamazsam sanıyorum ki bir daha izah etmem güçleşecek,zorluğun alasını yaşıycaz...
birde  şu durum var ki en sinirime hatda kanıma dokunan,sen şimdidien böle yap yap bak gör az daha büyüsün burnundan fitil fitil getirecek senin bu tavizlerini...
herkesin cocuk büyütme,terbiye etme,yetiştirme ve bir seyler verme durumu farklıdır...
ben kendimce elimden gelenin en iyisini yapmaya çabalıyorum her anne gibi,okuyorum,araştıyorum ,sooruyorum,bilmediklerimi öğreniyorum,benden deneyimli blog arkadaslarıma msjlar atıyorum hani yazdığınız postlar var mı acaba diye...
asla bilgi küçümsemem bu konuda,yöntemleri ,denenmiş bir çok kuralı kafamın bir kenarına yazarım ...
zamanı gelir kullanırım elbet...
şimdi gelelim bizim evde ki asıl soruna...
şunu çok merak ediyorum ;sizin evinizde disiplinin ipleri kimin elinde ''anne''-''baba''-''aile büyükleri'' yoksa''ortak'' mı???
tek kişinin elinde mi olmalı yoksa ortak alınmış kararları anne ve baba eşit mi izah eder pozisyonda olmalı...
yada yıne karar ortak olmalı ama bunu uygulayan ,ağır basan nokta anne yada baba mı olmalı.
inanın işin içinden çıkamaz noktadayım.baba tüm gun işte ,çalışıyor,gunun 24 saatini benimle gecıren bir cocuk var evde,haliyle tüm davranışını ben kontrol ediyorum...
onun üzerinde ki etkim çok fazla,fakat ben istiyorum ki baba faktörünü unutmasın...
babası onun için akşamları eve gelen ve onu eğlendiren ,oyuncak alan,kızmayan,ağlatmayan ,ilaç içirmeyen,altını acmayan,yemek yedirmeyen,surekli onunla oynayan bir model...
kuzey'e gore babasının kızması yada bir seyı yapma demesi ''gülünç'' hatda komik...
fakat annesi onun gözünde tüm  sevmediği ,nefret ettiği tüm günün gidişatını elinde tutan,sürekli yapma oğlum,gel oğlum,ye oğlum,otur oğlum,diyen bir model...
böle olunca ben gun içinde kurduğum duzen ve disiplinin akşam iki saat gelen ve onu sadece seven bir baba modeli yuzunden bozulmasını istemıyorum....
fakat en ufak bır olumsuzluk anında da hemen ''annesi bak'' yada ''oğlum gel annen kızacak'' denmesini istemıyorum,sen babasın ve sende kızabilirsin sonucta yapmaması gereken bir durumsa bu...
evin içinde bir disiplin etme konusu var suan da bizim bana göre içinden çıkamadığım bir durum...
siz de nasıl merak ediyorum yorumlarınızı bekliyorum...
diyeceksiniz ki biliyorum baba ile alınmış ortak kararlarla daima en sağlıklı sekilde cocuk büyütülür...
evet doğru haklısınız...
ama benım evimde ağır basan taraf benim...
değişim için elimden geleni yapıyorum...
inşlh ortak noktalarda buluşuruz ama olduda disiplini veren model ben oldum kuzey'in hayatında acaba ilerisi için etkisi büyük olur mu???
şimdilik sevgiler...
aslında yazacak cok sey var ama kısa bir başıkla başlamak en iyisi konu dağılsın istemiyorum:)